15 Temmuz 2009 Çarşamba

ÇOCUĞUMUZA İSİM KOYMADA DİKKAT EDİLECEK ÖLÇÜLER


Çocuğa İsim Koymada Dikkat Edilecek Ölçüler
Doğumunun haftasında veya daha önceki bir zamanda çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kâmet okumak suretiyle (1) konulacak isimde kendi bildiğimizle hareket etmeyip, dinimizin vazettiği ölçülere dikkat etmemiz lâzımdır.

Muallimü’l-ukûl olan Peygamberimiz, “Siz, kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın adları ile (huzurı ilâhîye) çağrılacaksınız. Bu sebeple isimlerinizi güzelleştiriniz“(2)
buyurmaktadır. Konulması düşünülen bir isim, güzel olabileceği gibi aksi de olabilir. Hataya düşmemizi önlemek için onları ayrı ayrı açıkla-mak istiyoruz.

I- Konulması teşvik edilen isimler:

a) Cenâb-ı Hakk’ın güzel isimlerinin evveline bir “abd” kelimesi getirerek çıkan terkib-i izafîyi çocuğa İsim olarak koymalıdır. Abdullah, Abdürrahman, Abdürrahim, Abdüssamed, Abdürrezzak, Abdüşşekûr gibi “ALLAH’a göre isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdürrahmân (adları)dır”(3).


b) Peygamberimizin veya diğer enbiyadan birinin adını koymalıdır. Bu yolda hareket etmekle, o yüce şahsiyetlerin siretinin çocukta görül-mesini arzu ve onun şahsında o peygamberin adının anılması ile manevî bir tecellinin hâsıl olmasını tefe’ül vardır. Bu sebeple Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Enbiyanın isimlerini (çocuklarınıza) koyunuz” (4) buyurmuştur. Kavliyle hâli arasında en küçük bir fark bulunmayan Re-sulullah (s.a.v,), kendisinin oğlu dünyaya geldiğinde, “Bu gece benim bir oğlum dünyaya geldi. Ona (büyük) babam İbrahim (a.s.)’ın adını koydum” (5) diyerek sevincini ve ona verdiği ismi ashabına duyurmuştur.


c) Hayra yormaya müsaid bir isim koymalıdır. Hasan, Hüseyin, Said, Selim, Âbid, Nâci ve Sehil gibi.

II- Konulması caiz olmayan isimler:


1- ALLAH’tan başkasına kulluk mânâsı taşıyan isimler: Abdüllât, Abdülmenât, Abdüluzza, (6) Abdüşşems, Abdülkâbe, Abdünnebî ve Abdülvatan gibi.


2- Cenâb-ı Hakk’a mahsus isimleri, evveline “abd” kelimesi ekle-meden çocuğa ad olarak koymak: Hâlık, Rezzak, es-Samed gibi. Bu isimlerin konulması ittifakla haramdır.


3- Şeytana veya gayri müslimlere mahsus bir ismi koymak: Han-nas, Ecda, Ebu Leheb ve Dallas gibi. Hz. Ömer (r.a.), Mesruk bin Ec-da ile karşılaştığında “Sen kimsin?” diye sormuş. Ö da “Mesruk bin Ecda’yım” cevabını vermiş. Hak ile bâtılı tefrik mevkiinde büyük bir ti-tizlik gösteren Hz. Ömer, “Ben, Resulullah’tan Ecda (adın)ın şeytan ismi olduğunu işittim” demiştir (7).


4- “Berre” ismi gibi nefsini temize çıkarmaya ve kendini üstün görmeye müsait bir isim koymak: Vicdanların mürebbisi bulunan Peygamberimiz (s.a.v.), “Kendinizi temize çıkarmaya çalışmayınız. ALLAH, hanginizin iyiliğin ehli olduğunu daha iyi bilir” (8) buyurmuştur.

III- Değiştirilmesi gereken isimlerden örnekler:


Resulullah (s.a.v.), beğenmediği isimleri değiştirmiştir. Onlardan birkaçını, sebepleriyle birlikte açıklamak isteriz: Âsî ve Âsiye isimlerini, ALLAH Teâlâ’ya itaatsizlik mânâsı taşıdığı için; Aziz ismini, izzet ve ulu-luk ALLAH’a mahsus olduğu için; Hubab ismini, yılan cinsinden birinin adı olduğu için; Şihab ismini, ateşten bir yalının adı olduğundan dolayı; Afira ismini, çorak ve verimsiz araziye denildiği için tebdil etmiş veya bu istikamette tenbihte bulunmuştur (9).

Bu değiştirmelerle ilgili olarak müşahhas birkaç misal vermek istiyoruz:


a) Zevcât-ı tâhirattan Zeyneb binti Cahş (r.anhâ) ile Cüveyriye (r.anhâ)’nın ilk isimleri Berre idi. Resûl-i Ekrem onları Zeyneb olarak değiştirmiştir (10). Ümmü Seleme (r.anhâ)’nın ilk kocasından olup ve Resûlullah (s.a,v.)’ın üvey kızı olan kadının adı da Berre idi. Fahr-i Kâinat (s.a.v.), “Kendini beğenmişlik yapmaması ve şahsını temize çıkarmaması için” onun adını da Zeyneb olarak değiştirmiştir (11).


b) Hz. Ömer’in Âsiye ismindeki kızının adını Cemile olarak değiştimiştir (12).
Ömer (ra.), her türlü şerden imtinâ etmesi için, kızına bu adı koymuştur. Bu görüş, o büyük şahsiyete olan engin hüsnü zannımızın neticesidir. Diğer bir izah ve tevil yolu da şudur: Âsiye kelimesi, “isyan” masdarından müştak olabileceği gibi, “Îs”dan da müştak olması ihtimal dahilindedir. Îs, sık ağaçlık yere denilmektedir. Hz. İshak’ın bir oğlunun adı da Îs” idi. Âsiye, “el-Âs” kelimesinin müennesidir, âsi lafzının te’nisi değildir (13). Burada bir soru hatıra gelmektedir: O halde Resulullah (s.a.v.) bu ismi ne için değiştirmiştir? Arz edelim: İsyan mânâsı ile kelime yakınlığı ve harf benzerlikleri olması sebebiyle, yanlış değerlendirmeleri önlemek için Cemile olarak tebdil buyurmuşlardır.


c) Said bin Müseyyeb’in dedesi, Resulullah (s.a.v.)’ın huzuruna varmış. Kendisine adının ne olduğunu sorduğunda “Hazn” cevabını vermiş. Resûli ekrem, “Sen Sehil (diye yâd edilmelisin” buyurmuş. O: “Babamın koyduğu bir adı değiştiremiyeceğim” demiş ve ismi o şekilde kalmış. Bu sahabinin torunu Said bin Müseyyeb, “Büyük babam vefat edesiye kadar evimize zorluk, meşakkat ve hüzün eksik olma-mıştır” diyerek insanların isimlerinin taşıdığı mânâ ile alâkalı tecellilere sahne olduğunu bir kez daha teyid etmiştir (14)


d) Resul-i Ekrem (s.a.v.), huzuruna gelen heyetin içindeki bir şah-sa adını sormuş. O da isminin “Asram” olduğunu haber vermiş. Bunun üzerine ALLAH’ın Resulü, “Hayır! Sen Zür’a (ismiyle anılmalı)sın” (15)
buyurmuş. Zira Asram ismi, kesilme mânâsına gelmektedir. Bu isimle anılacak şahsın hayırdan ve bereketten kesilmiş olabileceğini düşün-dürmektedir.


e) Yüce Peygamberimiz, “Ebu’l-Hakem” diye künye almış bulunan Hânî’ye, en büyük oğlu Şüreyh’e nisbetle “Ebû Şüreyh” künyesini vermiştir (16).


f) Ensar’dan Ebû Üseyd’in, oğluna verdiği ismi beğenmeyen Resu-lullah (s.a.v.), çocuğun ismini Münzir olarak tebdil etmiştir (17).


g) “Şi’bü’d-Dalâlet” adı ile anılan bir dağ yolunun adını, ALLAH’ın Re-sulü “Şi’bü’l-Hüdâ” olarak tebdil etmiştir (18).


Bazı kimseler, ırkçılık taassubu ile, tarihte şan yapmış ve fakat müslüman olmayan bazı kahramanların adlarını çocuklarına isim olarak vermektedirler. Bir takım esnaf da dükkanlarının bulunduğu muhit insanlarının dikkatini çekmek ve müşteri celbetmek gibi yanlış bir noktadan hareket ederek ticaret hanesine Venedik, Roma, Paris, Teksas, Holivud vs. gibi isimler takmaktadırlar. İslâm diyarında müslümanlara yaraşmıyacak bu gibi davranışlardan uzak durmak vazifemiz olmaktadır.


(1) Resul-i Ekrem, torunu Hz. Hasan doğduğunda ona bu şekilde isim koymuştur. (Tuh-fetü’l-Ahvezî, c. 5, sh, 107).
(2) et-Terğib ve’t-Terhib, c. 3, sh. 69.
(3) İbni Mace, c. 2, sh. 1229.
(4) et-Tâc, c. 5, sh. 247.
(5) Terbiyetü’l-Evlâd, c. 1, sh. 77.
(6) Lât, Menat, Uzza cahiliyet devri müşriklerinin taptığı üç putun adıdır.
(7)6l-Tâc,c.5,sh.251.
(8) et-Tâc, c. 5, sh. 250.
(9) et-Terğîb ve’t-Terhib, c. 3, sh. 71.
(10) et-Tâc, c. 5, sh. 251 (8 rakamlı haşiye)
(11) et-Terğîb ve’t-Terhib, c. 3, sh. 71. (12)et-Tâc,c. 5, sh. 250.
(13) Müslim, c. 6, sh. 173′ün kenar kayıtlarından.
(14) Buhârî, c. 7, sh. 117. (15)et-Tâc, c. 5, sh. 251.
16)et-Tâc,c. 5, sh. 251.
(17) Tecrid-i Sarih tercemesi, c. 12, sh. 177.
(18) et-Terğîb ve’t-Terhib, c. 3, sh. 71.

En büyük kişisel gelişim kitabı

En Büyük Kişisel Gelişim Kitabı


Bakın Kuran-ı Kerim'de bizi yaradan Rabbimiz bize nasıl öğütler veriyor.


Bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz, yüce kitabında gören gözler için apaçık bir kişisel gelişim dersi veriyor.




Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

Saff 2: Yalandan uzak dur.

Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

İsra 37: Kibirli olma, alçak gönüllü davran.

Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

En''am 50: Ön yargılarla hayatı kendine zehir etme.

En''am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine öfkenin dinmesini bekle.

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar içi n asla feda etme.

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

İsra 23: Anne ve babana ''off'' bile deme.

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

Âl-i İmrân 139: Yaşadığın zorluklar karşısında kendini bırakma ve üzülme; hedefe ulaşmak inancını ve azmini korumayı, duygularına hakim olmayı gerektirir.

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.